datased yazmış
Bilgisayarımızda bulunan olmazsa olmaz yazılımlar var. Bu yazılımlar hep oldukları için yerlerine çıkan alternatifleri hep görmezden geldik. Çünkü her yeni sürümü hep isteklerimize cevap verdi. Ama alternatif yazılımlar her zaman daha iyi olmasnıı bildi. Çünkü rakibi her zaman bir numaraydı. Şimdi benimde alternatiflerini kullandığım yazılımları inceleyelim.
WINRAR yerine 7-zip
Başından beri winzip vardı. Yerini winrar aldı. RAR sıkıştırma formatıyla zip den daha iyi olduğunu kanıtladı. Şimdi 7-zip çıktı. Kendine özgü 7z formatıyla bir numaralı sıkıştırma algoritması olduğunu iddia ediyor. Bunun yanında zip ve tar gibi bilinen sıkıştırmaları yapabiliyor. Piyasada bulunan neredeyse tüm sıkıştırma formatlarını açabiliyor. Küçük boyutu ve açık kaynak oluşuyla zirvede olmayı hakeden program. www.7-zip.org
Acrobat Reader yerine Foxit Reader
PDF formatını bulan adobe nin bir numaralı programı. Herkes pdf okusa okusa acrobat reader okur diyor. Ama öyle değil artık foxit reader var. Üstelik 20 MB larda da boyutu yok. Rakipsiz olduğunu düşünerek boyutunu artırdı da artırdı. Mutlaka denenmeli. www.foxitsoftware.com
FlashGet yerine Orbit
Flashget i bir kaç yükleme denemelerim ve başka bilgisayarlarda kullanmalarım dışında denemedim. Ama orbit bir numara olduğunda eminim. Bağlantımın indirebileceği son noktaya kadar indirme sağlıyor. Üstelik ayarları sayesinde oldukça faydalı oluyor. Örneğin sadece gece 12 ile sabah 8 arasında indir diyebiliyorsun(Uyurken). yada bağlantına limit koyabiliyorsun. Oldukça sağlam ve faydalı. www.orbitdownloader.com
Program resimlerinden de gördüğümüz üzere 3 programda türkçe desteklidir.
technic_f yazmış

1 Şubat 2008 14:45
Nikah; öncesiyle, yaşanılan anıyla ve sonrasıyla öyle güzel, öyle mutlu bir olay ki.. Öncesinden başlamak istiyorum. Yani nikah başvurusundan. İstenilen evrakları hazırlama süreci, çeşitli kan tahlilleri, bir sürü belge, evrak. Oradan oraya koşturuyorsun. Ama bunları öyle büyük bir mutlulukla ve öyle isteyerek yapıyorsun ki yorulduğunun farkına bile varmıyorsun. Nikah salonunu seçme, gelinlik-damatlık seçimi, nikah şekeri ve nikah davetiyesi seçimi, gelin saçı-makyajı seçimi. Herşey, hepsi, tüm ayrıntılar istediğimiz gibi olmuştu. Belkide son yılların en yakışan ve en güzel çifti olmuştuk gelinlik ve damatlıklığın içinde..
Temsili olarak koyduğum nikah masası resmi inanın bizimkisinden çok daha gösterişsiz duruyor…
Nikah anı bambaşka. Ankara’da Vedat Dolakay Nikah Salonunda kavisli, kırmızı halılı o uzun yoldan birlikte yürümek sevenlerinin alkışları ve bakışları arasında, o güzel müzik eşliğinde.. Masaya oturduğumuz anda kalbimiz yerinden çıkacak gibi atıyordu. Heyecanımız, mutluluğumuz her halimizden anlaşılıyordu. Nikah memuru aylardır beklediğimiz o soruyu bize sorduğunda birbirimizin gözlerine bakıyorduk. Vereceğimiz cevap tabi ki yalın bir evet olmamalıydı. Sevgilim “Tanıdığım ilk andan beri evet!” diye bağırdığında dünyalar benim oldu. Ve bende ona “Sonsuza kadar evet!” diye bağırarak cevap verdim
Sonra gelinliğin tülünü kaldırması aşkımın ve alnımdan öpmesi.. Bende onu öptüm tabii. Ve evlilik cüzdanımızın bana sunulması. Artık ellerimdeydi. İmza atarken ayağa basmayı da unutmadım tabi
Nikah sonrasında ise artık karı-kocaydık
Bunu bütün dünyaya haykırmak istiyorduk. Sonsuz beraberliğimiz artık başlamıştı. Bunu her türlü kutlamak istiyorduk ve kutladıkta… Ama beklediğimiz çok özel bir gün daha var. Düğünümüz.. Yaz tatilinin gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz…
technic_f yazmış
Hatırlarsınız Cem yılmaz GORA ile gişe rekorları kırmıştı. Böylesine ilgi gören bir filmin devamı çekilmeden olmazdı tabi. Cem YILMAZ da doğru olanı yaptı. GORA filminin devamı niteliğinde olan AROG ile tekrardan gişeleri alt üst etmeye hazırlanıyor.
GORA’da uzaya kaçırılan Arif, AROG’ta ise çok geçmiş dönemlere, günümüzden 250 bin yıl öncesine, taş devrine gidecek. Türü tabi ki komedi ve macera. Senaryosunu yine kendisi yazmış. Filmi ise Ali Taner BALTACI ile birlikte çekmişler. Filmde kendisine Özge ÖZBERK ve Zafer ALGÖZ eşlik etmiş.
GORA 35 hafta sinemalarda gösterimde kalmıştı. Aynı performansı AROG’ta çıkartabilir mi bilinmez. Bilinen şu ki, Cem YILMAZ hayranlarının ve sinema severlerin bu filmden beklentisi oldukça büyük. Gösterime gireceği tarih henüz kesinleşmedi. Ben de merakla bekliyorum. Şimdiden iyi seyirler…
datased yazmış
Artık kendi işletim sistemimizi cebimizde taşıyabiliriz. Usb flash diskimize yüklediğimiz işletim sistemimiz daha sonra herhangi bir bilgisayarda boot yapılarak açıldığında kendi masaüstümüz kendi programlarımız karşımıza çıkıyor. Bu imkan Linux işletim sistemi Slax ile oluyor. Windows olmaması keylogger, trojan gibi bilgilerimizi dışa aktaran windows viruslerinden bizi koruyor. Özellikle bankacılık işlemlerimizi yada kredi kartımızı kullanma durumlarımızda bu işletim sistemini kullanmanızı şiddetle tavsiye ederim. Şimdi işletim sistemimiz nasıl kurabiliriz. Ona bakalım.
Slax ın web sitesinde iki sürüm mevcut bir Live CD (çalıştırılabilir CD) olarak diğeri Usb sürümü olarak. Biz usb sürmünü (200 MB bile değil.)bilgisayarımıza indiriyoruz. tar formatında olan indirilen dosyayı winrar ile açalım. Açıldığında iki ana klasör göreceksiniz boot ve slax. Bu iki klasörü flash diskimize kopyalıyoruz. Kopyaladığımız boot klasörün içine girip, bootinst.bat dosyasını çalıştırıyoruz. Gelen Msdos komut ekranında gelen sorulara cevap veriyoruz (İngilizce bilmeyenler boşluğa basıp geçebilir). Artık bootable yaptık(Yanı açıldığında harddiske bağlanmadan direk USB flash tan çalışabilir yaptık).
Gelelim flash diskimizin başlangıçta başlatmamız için gerekli olan bios ayarlarına. Bu ayarın yapılabilmesi için anakartın USB den boot edebilme özelliğinin olması gerekiyor. Son 3 yıllık bilgisayarlarda bu özellik kesin var. Boot Menüsünden USB-HDD isminde seçeneği birinci boot yapıp kayıt edelim. ve çıkalım bilgisayar yeniden başladığında yeni işletim sistemimizin ekranı gelecektir.
Yeni İşletim Sisteminiz Hayırlı Olsun…
technic_f yazmış

Ben bu kadar etkileyici bir dizi daha görmedim. Yani bunu izledikten sonra diğer dizilerin senaryolarını, oyuncuların etkileyiciliğini beğenmek çok zor… Dizideki ana tema şu: Adaya düşen bir yolcu uçağı ve kurtulmayı başaran 48 yolcu. Bu adada onların başına gelen gizemli, gerilim ve macera dolu olaylar zinciri… Dizi zaman zaman yolcuların kaza öncesi hayatlarına gidiyor ve karakterleri analiz etmemizi sağlıyor. Yolcular ise birbirlerinden çok farklı yeteneklere ve hayat tarzlarına sahip. Aslında her karakterin hayatı ayrı bir dizi olabilecek kadar güzel. Diziyi izlerken çok fazla tahminde bulunuyorsunuz fakat olaylar döngüsü o kadar çelişkili ve birbiriyle bağıntılı ki, çoğu zaman çözemiyorsunuz. Senarist bu döngüyü kurmakta fazlasıyla başarılı… Başından kalkamayıp ardarda 8-10 bölüm bile izlerseniz hiç şaşırmayın
Dizi üç sezonu çoktan bitirdi bile. Şu anda dördüncü sezon hala devam ediyor. Mutlaka izlenmesi gerekenler arasında. Kaçırmayın